Masal ve hikaye anlatıcılığı, binlerce yıldır kullanılan, eğitsel modelleme sistemlerinden biridir. Çevremizdeki herkes, masallar aracılığıyla büyümüş, ve gelişmiştir. Çocuklar, çok küçük yaşlardan itibaren masallar aracılığıyla yaşadıklarını anlamlandırmaya, iyi ve kötü gibi değer yargılarının farkına varmaya başlarlar. Özellikle küçük çocukların, olmayan bir şeyi olmuş gibi anlatmasına tanık olmak olasıdır. Bu davranışın altında yalan söyleme güdüsünden çok daha baskın bir şekilde, öyküleştirme güdüsü vardır.

Çocuklar, doğrudan söyleyemedikleri ya da anlamlandıramadıkları bir olguyu ya da duyguyu, benzeterek, eşleştirerek ya da değiştirerek masalların içinde kullanabilirler. Bunlar bir çeşit “yansıtma” davranışı olarak değerlendirilir ve yorumlanması oldukça zahmetli bir süreçtir. Bunu yalnızca iyi eğitim almış bir masal terapisti yapabilir. İyi bir masal terapisti çocuğun ortaya koyduğu oyun dünyasına onunla birlikte girerek masal dilini öğrenmeyi amaçlar. Masal terapistleri, masallar aracılığı ile çocukların bilişsel davranışlarını, sosyal becerilerini ve duygularını ifade edebilmelerine imkan tanırlar.